YUNANİSTAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YUNANİSTAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2017 Cuma

YÜZYILLARDIR DİRENEN HALK.......POMAKLAR....






Selam

Bugün size yüzyıllardır çeşitli ülkeler tarafından asimile edilmeye çalışılan, her ülkenin türlü tezlerle "kendilerinden" olduğu yönünde açıklamalar yaptığı, kendi aralarında konuştukları dil olan pomakça'nın, dünyanın hiçbir yerinde resmi dil olarak kabul edilmediği, çeşitli baskılarla  akrabaların, dünyanın dört bir yanına dağıldığı ama hâlâ birbirlerini aradıklarını, çok acı çeken, bazı adetlerinin, şamanizmi çağrıştırdığı, ilginç bir topluluğu anlatmaya çalışacağım.  Türklerin; Kuman-Kıpçak topluluğunda  bir sarışınlık durumu söz konusu.. Daha açık ten rengine sahip, saç renkleri sarı ve açık kumral olan, mavi veya açık renk göz rengine sahip, zeki-çalışkan-güleryüzlü Pomaklar.......

Abdürrahim Dede'ye göre, XI.yüzyılda Rodoplara yerleşmiş "Kuman Türklerinin" torunları.....
İlber Ortaylı'ya göre; Helen ve Slav asıllı Müslümanlar.....






1923-1924 tarihli tasfiye talepnameleri  araştırmalarım sırasında, Türkiye'ye gelen bazı ailelerin adlarının önünde "pomak" ifadesinin yazıldığını gördüm. Aynı bir lakâp gibi...biraz araştırdıktan sonra -sevgili hocam Leyla Kaplan'ın yardımları sayesinde- Pomakları öğrendim. Yunanistan'da yaşayan Pomaklar mübadele sırasında, Türkiye'ye geldikten sonra, İstanbul, Edirne,Kırklareli,Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Bursa'ya iskân edilmişler.



Balkanlarda, büyük çoğunluğu Rodop dağları civarında yaşayan Pomakların, Anadolu'dan Balkanlara ve Adriyatik denizine uzanan bir saha içerisinde yaşadıkları, tarihte pek çok devletin hâkimiyeti altında varlıklarını sürdürdükleri bilinmektedir. Pomakların etnik kökeni hakkında çeşitli iddialar bulunmaktadır.  Slav topluluğunun bir parçası olduğu  oldukları iddiası en yaygın iddialardan biridir. 
Pomakların 7.yüzyılda Balkanlara yerleşen Slavlar (Smolensk, Mirvatistler, Draguvitler) olduklarıdır. Konuştukları dil olan Pomakça Bulgarca'ya yakın bir dildir. %30 Ukrayna Slavcası, %25 Kuman Kıpçak Türkçesi, %20 Oğuz Türkçesi, %15 Nogayca, %10 Arapça'dan oluşmaktadır.

***Konuştukları dil yüzünden Bulgarlar, Pomakları  Bulgar kabul etmektedir.


Balkanlar’daki Pomaklar’ın kaderi, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra değişti. Savaşın ardından Balkanlar’da birçok yerde olduğu gibi çok zor şartlarda yaşamaya çalışan Pomaklar’ın bir kısmı katledildi, bir kısmı Türk hâkimiyetindeki bölgelere göç etmek zorunda bırakıldı.  Yerlerinde kalanlar, Osmanlı egemenliğinin Balkanlar’da sona ermesinden ve Bulgar Devleti’nin kurulmasından itibaren çeşitli baskılara mâruz kaldı. Osmanlı-Rus savaşı ile başlayan Bulgarlaştırma ve hıristiyanlaştırma hareketi, 1912 Balkan Harbi’nde hezimete uğratılan Türk askerinin geri çekilmesiyle yoğunlaşmış, Temmuz 1913 tarihine kadar 200.000 civarında müslüman Pomak Türk’ün ismi Slav-Bulgar isimleriyle değiştirilmiş, zorla Ortodoksluk kabul ettirilmiştir. (Problemi na Razvitieto na Bılgarskata Narodnost i Natsiya, s.21)

 Bu hareketler, Bulgar Ortodoks kilisesinin resmî belgelerinde müslüman Bulgarlar’ın (Pomaklar) Ortodoks hıristiyan dinine ve Bulgarlığın sinesine geçmesi, bir dizi yayında ise Hıristiyanlığı kabullenme ve vaftiz olarak kaydedilmiştir.

1944 yılında Bulgaristan’da komünist yönetimin iş başına gelmesi Pomaklar’a büyük ümitler verdi. Fakat yeni yönetiminde Pomaklar’a bakışı değişmedi. 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren Pomaklar’ın zorla müslümanlaştırılmış Bulgarlar olduğu yönünde birçok kitap yayımlandı. Bu yayınların meydana getirdiği ortamda 17 Temmuz 1970 tarihinde Bulgar Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro yetkilileri 549 sayılı gizli kararı ile Pirin Makedonyası ve Rodoplar bölgesinde yoğun yaşayan müslüman Pomak Türkleri’nin tedhiş yoluyla Bulgarlaştırılmasını kararlaştırdı. Bu karar 1970-1974 yılları arasında kanlı biçimde uygulandı.

Bulgarlar özellikle müslüman Pomakları baskı altına alarak onları Bulgarlaştırmaya çalışmıştır. (İkdam gazetesi 31 Ocak 1914)  Pomakları zorla vaftiz teknesine sokup vaftiz etmişler, Türkçe adlarını unutmalarını, Bulgarca isimlerini söylemeleri için zorlamışlardır. Zorla vaftiz edilen müslüman Pomak kızları Bulgar askerleriyle, Pomak erkekleri, Bulgar kızları ile evlenmeye zorlanmışlardır.(Ahmet Halaçoğlu- Rumeli'den Türk göçleri 1912-1913) Pomaklara en büyük zulüm ve katliamları Bulgarlar yapmıştır.


***Yunanlılar ise; Pomakların eski Yunanlılar olduğunu ve Traklardan geldiğini, Pomax kelimesinin "içkici" anlamına geldiği ve eski Yunanca'da Achrjani-Agrioni'lerden geldiklerini, kan bağı bakımından Yunan genleri ile benzeştiği iddiasını tekrarlamaktadır. Bu arada Yunanlı olduğunu söyledikleri Pomakların Pomakça konuşmasını, bazı yerlere seyahat etmesini engellemeleri ve eğitim haklarını kısıtlamalarının yanı sıra Pomakları göçe zorlamaları ve ekonomik güç haline gelmemeleri için uyguladıkları kısıtlamalar kendi tezlerini çürütmektedir.

Baskı ve zulüm yönünden,Pomaklar’ın yoğun biçimde yaşadığı ikinci ülke olan Yunanistan’da da durum farklı değildi. Göçe ve hıristiyan olmaya zorlanan Pomaklar’ın toprak edinme ve seyahat hakları ellerinden alındı, yaşadıkları yöreler askerî bölge ilân edilerek iktisadî faaliyetleri kontrol altında tutuldu. Asimilasyon politikasının vazgeçilmez unsuru olan eğitim Yunanistan’da da etkin olarak kullanıldı. Pomaklar’ın Türk değil müslümanlaştırılmış Yunan (ahiryân / Grek agriyanı) oldukları zorla benimsetilmek istendi. Türkçe eğitimi engellemek için okullardaki Türk öğretmen sayısı azaltıldı. Bütün bu baskılar Balkanlar’daki diğer Türk grupları gibi Pomaklar’ın da Türkiye’ye göç etmesine yol açtı. 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan bu yana yaklaşık 175.000 Pomak Anadolu’ya göç etti. Ancak Balkanlar’ın çeşitli bölgelerinde halen 500-600.000’in üzerinde Pomak nüfusu varlığını sürdürmektedir. Pomaklar bugün Bulgaristan, Batı Trakya ve Makedonya’daki azınlıkların dinamik unsurunu oluşturmaktadır.(1)

1-POMAKLAR-İSLAM ANSİKLOPEDİSİ 
yıl: 2007, cilt: 34,  sayfa: 320-322
Bulgaristan, Batı Trakya ve Doğu Makedonya’da yaşayan müslüman topluluk.
Hüseyin Memişoğlu 


***Makedonlar; Makedon olduklarını iddia etmektedir.
***Türkler ise;en mantıklı açıklamayı yaparak, Pomakların, başta Avarlar olmak üzere Avrupa Hun devleti, Oğuz, Oğur Türk topluluklarının Balkanlarda kaldıkları zamanlarda, zorla hıristiyanlaştırılarak kimlikleri kaybettirilmeye çalışılsa da; 
Pomakların, Balkanlarda yaşayan eski Türk topluluklarının devamı olduğunu iddia etmektedir.
Ahmet Cevat Eren Pomakların, XI.asırda Rodoplara yerleşmiş olan "Kuman Türklerinin" torunları olduğunu belirtmektedir.




Çeşitli  tarihlerde gerek Asya, gerekse Anadolu'dan Türk toplulukları Balkanlara yerleşmiş,buradaki topluluklarla karışmışlardır. Osmanlı Devleti öncesi Selçuklu ve Beylikler döneminde Rumeli'ye göçler yaşanmıştır. Mesela 1345 yılında Gazi Umur Beyin yönetiminde 100.000 kişilik yörük topluluğu bu bölgeye yerleştirilmiştir. Anadolu'dan Balkanlara, Balkanlardan Anadolu'ya sık sık göçler yaşanmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) döneminde Suriye'den getirilen Araplar Rodop ve çevresine yerleştirilmesinin haricinde, Doğu Roma  1065 tarihinde Konya çevresinden 60.000 kişilik Türk boyunu Teselya, Makedonya ve Rodoplara yerleştirmiştir. Osmanlı Devletinin Balkanları fetih hareketinde Pomaklar Osmanlı Devletine, Balkanlarda en fazla yardım eden topluluk olmuştur. Bu nedenle Pomak kelimesinin anlamı "yardımcı"olarak izah edilmektedir.
Hırıstiyan olan Pomakların çoğunluğunun, kısa zamanda Müslümanlığı kabul etmeleri, etnik köken olarak Türk olmalarının etkili olduğu savunulmaktadır.




 Hıristiyan olan Pomaklarda Pagan inanç sahibi, Pomak toplulukları gibi dışlanmışlardır. Bu yüzden yerleşik hayata geçmeleri çok zor olmuştur. Hayatlarını devam ettirmek için dağ yamaçları ve ormanlık alanlarda hayvancılık yaparak ve sürekli yer değiştirerek sürdürmüşlerdir. Osmanlı Devleti döneminde diğer devletlerin yaptığı baskılara uğramadan, Müslüman ve Hırıstiyan teba olarak yaşayan Pomaklar 1800 tarihinden itibaren Rus, Bulgar, Sırp,Yunan saldırılarına uğramıştır. Balkan Savaşları sırasında 4,5 milyon Müslüman katledilmiştir. Bunların yaklaşık 2 milyona yakını Müslüman Pomaklardan oluşmaktadır. 



Pomakların en ilginç geleneği ise; düğünden önce gelinin bir heykel gibi boyanması


Gelin olma merasimini ise Bulgaristan Ribnova'lı Beynur Süleyman şöyle anlatıyor:

"Evlenen bayan bir odada boyanıp süslenerek "gelina" oluyor. Gelin adayının yüzü kremle beyazlatılıyor. Daha sonra yüzü teker teker farklı pul çeşitleri ile süsleniyor. Bu esnada kızın gözlerini hiç açmaması gerekiyor. Pullama işlemi gelinin yakın akrabaları tarafından yapılıyor. Bu işlemden sonra gelin adayına "ruba", "ferece","kondak", "sofra" adı verilen kıyafetler giydiriliyor. Renkli, fistan şeklinde olan "Ruba" aslında bir gelinlik.....Giydiği elbiselerin birçoğunu kız gençlik çağından beri kendisi işlemektedir.
Giydirilip boyandıktan sonra damat ile birlikte gözü hâlâ kapalı olarak dışarı çıkarılan kıza, gözlerini açar açmaz kendini görmesi için ayna verilir. Yeni hayatın başlangıcını sembolize edenbu törenden sonra imam nikâhı kıyılarak düğün sona eriyor.
Düğünlerde herkes en iyi ve en renkli olan elbiseyi giymeye çalışıyor. Bu yüzden renk ve pulların oluşturduğu göz kamaştırıcı elbiseler insanı masal dünyasına çekiyor. Bu durumdan ötürü karşı tarafa verilecek en değerli hediyeyi el işlemeli ve süslü bir elbise teşkil ediyor"

Sosyokültürel yaşantıları Anadolu’daki geleneklerle önemli ölçüde benzerlik gösteren Pomaklar’ın % 85-90’ı köylerde yaşamakta ve tarımla uğraşmaktadır. Ev içi döşemeleri ve kadınların giysileri Anadolu köylülerinin döşeme giyim tarzına çok benzer. Pomaklar, Hanefî mezhebine bağlıdır. Özellikle bazı Anadolu köylerinde halen devam eden birçok gelenek Pomaklar’da da görülür (meselâ Hoca Gezeği geleneği). Pomaklar arasında İslâmiyet öncesine ait, eski dinleri Şamanizm’den kalma gelenek ve âdetlerin yaşatılmasına özen gösterildiği dikkati çeker. Meselâ “akîka” veya “harkeke” kurbanı diye adlandırılan, yeni doğmuş çocuklar için kesilen kurbanların kemiklerinin hiç kırılmadan toplanarak bir kayın ağacının altına gömülmesi, ayı oyunu, şibeciler, devecilik, beş-beşe ve sayacılar gibi oyunlar şaman inanışının bölgedeki geleneklere yansımış şeklidir. Yine Nevruz’un kutlanması ve bu kutlamalar esnasında ateş yakılarak üzerinden atlanması Türk dünyası ile kültürel birliktelikten örnektir.

POMAKLAR-İSLAM ANSİKLOPEDİSİ 
yıl: 2007, cilt: 34,  sayfa: 320-322
Bulgaristan, Batı Trakya ve Doğu Makedonya’da yaşayan müslüman topluluk.
Hüseyin Memişoğlu 


Konuştukları dile Pomakça denilmektedir, fakat dünyanın hiçbir yerinde resmi dil olarak kabul edilmemiştir. Pomakça'nın içinde Türkçe kelimeler bulunmaktadır. Günümüzde haritaya bakıldığında, İstanbul Gaziosmanpaşa semtinden başlayarak, Adriyatik Denizine uzanan çizgide Pomakların yaşadığını görürüz. Pomakların, Türkiye'de ki iskânında ise Edirne ili ve çevresi ön plana çıkmaktadır.  Yüzyıllarca yaşadıkları fiziki ve psikolojik baskıların Pomakların benliğinde derin yaralar açtığını görüyoruz.

Tek çeşit ağaçla bahçe olmaz. Biz farklılıklarımızla varız, hepimiz bir bütünün farklı renkleri,sesleri, zenginlikleri ve süsleriyiz.
Ne mutlu Türküm diyene!

                                                                         Sevgilerimle


3 Ekim 2017 Salı

SELANİK DOYRAN KÖY LİSTESİ ve DOYRAN'A AİT BİLİNENLER



                             Selanik Eski Cuma köy camii


                           
                                                                                          Fotoğraf Selanik sayfasından alınmıştır.





Aşağıdan gelir Kara Yusuf                                          Bosks tepesinde
Martin sesi var                                                            Yağmur serpeler
Kara Yusuf'un başında                                               Kara Yusuf'u sorarsanız
Altın fesi var                                                               Gogo'yu bekler

Ayde Kara Yusuf                                                         Hamzalı başında
Buradan aşalım                                                           Pusu kurulur.
Gene aşalım be Yusuf                                                 Pusunun içinde
Bayrak açalım                                                             Nerelerin vurulur

Doyran yolları be Yusuf                                             Haydi be Kara Yusuf
Engin daracık                                                             Gel artık eve
Çok istemem be Gogo Demirci                                  Gitmem annem,gitmem babam
Üç yüz liracık                                                             Gitmem eve, geçmem ele......


Kara Yusuf'un memleketi Doyran

Osmanlı İdaresinin son döneminde, mübadele olmadan önce,  Doyran'da nüfusun çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu. Yusuf  Doyran nahiyesine bağlı Valodon köyünde yaşamaktaydı. Bir takım güçlerin kışkırtmaları ile yüzyıllardır birlikte yaşayan halkların arası bozulmaya başlamıştı. Hırıstiyan halk, Türklere karşı isyan hazırlığına girişmişti. Sık sık terör olayları yaşanmaktaydı. Bir gün Doyran'lı  bir  hırıstiyan delinin çuvalına, bomba düzeneği kurarak Türklerin alışveriş yaptığı pazara gönderirler. Bomba patladığında 30 Türk ölür. Ölenlerden ikisi Kara Yusuf'un kardeşleridir. Bu olaydan sonra öcünü almak isteyen Kara Yusuf, dağa çıkarak eşkiya olur.Ardından jandarma, Kara Yusuf'un peşine düşer. Halka da, Yusuf'un ölüsünü ya da dirisini getirene mükâfat verileceği duyurulur. Yusuf  bu arada olayı planlayan Gogo Mito'nun peşine düşmüştür. Yusuf'da köy halkına 500 lira karşılığında, Mito'nun hayatını bağışlayacağını duyurur. Yusuf'un amacı, parayı duyup ortaya çıkan  Mito'yu tuzağa düşürüp öldürmektir.. Birkaç gün sonra ortaya çıkan Mito'yu, Yusuf öldürür. Kendilerine yardım eden  Yusuf'u köy halkı ele vermez. Köy halkı gizli gizli ormana yemek gönderip, onu besler. Kara Yusuf bir gün, Doyran yakınlarındaki Ferdane çeşmesinin başında dinlenirken, Asanlı köyü hocasının hırıstiyan hizmetçisini  görür ve ondan kendisine yemek getirmesini ister. Hizmetçi eve dönüp durumu hocasına anlatır. Hoca ilandaki mükâfatı düşünerek hizmetçisi ile Yusuf'u öldürmeyi planlar. Hazırladıkları yemeğe uyku otu denilen "delice otu" ekleyerek Yusuf'a gönderir. Yemeği yedikten sonra derin bir uykuya dalan Yusuf'u hizmetçiye öldürtür. Bu olay üzerine halkın düzdüğü türkü Doyran yöresinde bugün hala söylenmektedir. Davul ve zurna eşliğinde söylenen türkü bir halk dansı olarak ağır bir tempoyla hala oynanır. (1) 

1-Makedonya Türklerince söylenen türküler - Prof.Dr.Hamdi Hasan 


Şu anda, yarısı Makedonya, yarısı Yunanistan sınırları içinde kalan, Yunanistan tarafında kalan köylerin mübadeleden sonra tamamen terkedildiği vilayettir.
Müslümanlar Doyran'ı terk etmeden önce Doyran aşağıdaki köy ve mahallelerden oluşuyordu.

KÖYLER
MAHALLE
Köşklü
Perest
Çınarlı
Ahatlı
Robova
Musa Bey
Dervişli
Eceoğulları
Sinan Çavuş
Karaoğulları
Valyos
Gölbaşı
Çavuş
Ercili
Urgancı
Büyüklü
Akçalı
Doğcalı
Ramuda
Valodan
Zir Gökçeli
Volcalı
Bulamaçlı
Dimotice
Gırbaş
Çepelli
Karalı
Şanşalı
Gökçeli Bala
Kraşteli
Gırbaşı Zir
Gerüşekli
Karasinan
Karapazar
Surlova
Dimonçe
Karacalı
Voloves
Devecili
Kölemenli
Karlova
Popova
Akıncalı
Acıoğulları
Çağlı


Doyran'dan Türkiye'ye ye gelenlerin yerleştirildikleri yerler ise;
İSTANBUL
Çatalca, Silivri, Saraçhane, Nuru Osmaniye, Bakırköy, Şehremini, Üsküdar, Fatih-İskender mah.-Muratpaşa mah- Katip Muslittin mah, Kocamustafapaşa, Maltepe, Topkapı, Tuzla,Aksaray, Tophane
Muğla-Fethiye,Ankara-Ayaş, Denizli Sarayköy-Işıklı köyü

EDİRNE
İpsala, Uzunköprü,Malkoç köyü

TEKİRDAĞ
Kumbağ, Köse İlyas Köyü,Naib,Çorlu, Barbaros,Mürefte, Yuvalı köyü

ÇANAKKALE
Bayramiç, Ezine, Balıklı köyü
Bursa-Gemlik, Zonguldak-Ahurlu, Sinop,Aydın-Söke, Kastamonu-İnebolu


Amasya Havza, Tuzsuz, Merzifon, Konya- Ilgın, Eskişehir, İçel, Tarsus, Ordu, Bolu-Karaçayır

BALIKESİR
Gönen, Edremit,Bandırma, Zeytinli köyü

İZMİR
Karaburun, Göztepe, Bergama, Karşıyaka-Fettah mahallesi, Bornova, Dikili

Kırklareli-Pınarhisar, Vize, Soğucak köyü, Babaeski

MANİSA
Salihli-Reşadiye mahallesi, Horozköy, Harmanda köyü

KOCAELİ
Geyve, Akhisar

                                                                       Sevgilerimle


7 Şubat 2017 Salı

SAKIZ ADASI SAKİNLERİ -11-




24.05.1925 Tarihli Sakız livası Bayraklı Mahallesinden gelip, İzmir ilinde iskan edilen  İsmail Yümni, eşi Bedia, oğlu Süleyman Necmi ve damadı Mehmet Sadi'ye ait tasfiye talepnamesi 








21 Aralık 2016 Çarşamba

BAHÇELİOVASI-KİPARİ KÖYÜ 1915 SEÇMEN KAYITLARI







Mantıfar başımısın?
Cevahir taşımısın?
Bir hamaylı yazsam
Koynunda taşırmısın?

Yaşadığımız coğrafyada  Hıdırellez; 5 Mayıs'ta başlayan, 6 Mayıs gece yarısına kadar devam eden yaz mevsiminin geldiğini müjdeleyen bir gelenektir.Farklı yörelere özgü kutlanma şekilleri vardır.

Rumeli geleneğinde ise; 5 Mayıs sabahı, niyet çömlekleri hazırlanır, manisini-dileğini yazan bu çömleğin içine atar, çömleği 5 Mayıs gecesi gül ağacının dibine yerleştirir.Ertesi gün çömlek açılır, dilekler okunur, eğlenirlermiş. Bu törene "mantıfar çıkarma" denirmiş.

5 Mayıs günü  sabah ezanında uyanamayanların kapı kolları sarmaşık dalları ile bağlanırmış.

Piknikler düzenlenir, çimenlerde yuvarlanıp,kurulan salıncakta sallanarak günahların döküleceğine inanılırmış.

"Bahar" gibi taze olsunlar diye, evin annesi uyuyanları, leylakları yüzlerine dokundurarak uyandırırmış.

 Genç kızların gelin sandıkları açılır  "bereketli olsun" "mutlu bir evlilik yapsın" diye havalandırılırmış.

Kazancın bereketli olması için, sabah ezanında dışarı çıkılarak 40 tane kabarmış karınca yuvasının üstündeki topraktan bir tutam alınır, minik bir kutuya konulurmuş ya da minik bir kumaş parçasına konulup, dikilir ve yanında taşınırmış.

Bizi birbirimize bağlayan geleneklerimizin hiçbir zaman unutulmaması dileğiyle...

                      Fotoğraf için Sayın Zafer Begakis'e teşekkürler


Bugün yayımlayacağım liste küçük bir köy olan  Bahçeliovası-Kipari..

                                                                                  Sevgilerimle





KİPARİ-BAHÇELİOVASI





SIRA NO
ADI
LAKABI
BABA ADI
DOĞUM TARİHİ
İŞİ
3379
Eredin
Sekerci Oğlu
Sali
1880
Çiftçi
3380
Ali
Sekerci Oğlu
Sadula
1886
Çiftçi
3381
Ali
Sekerci Oğlu
Mehmet
1873
Çiftçi
3382
Alim
Sekerci Oğlu
Emin
1884
Çiftçi
3383
Adem
Sekerci Oğlu
Mehmet
1893
Çiftçi
3384
Arif
Turgut Oğlu
Omer
1839
Çiftçi
3385
Ahmet
Sirkeci Oğlu
Mamut
1873
Çiftçi
3386
Veli
Sirkeci Oğlu
Memet
1879
Çiftçi
3387
Yakup
Turgut Oğlu
Memtali
1886
Çiftçi
3388
Yakup
Turgut Oğlu
İsmail
1864
Çiftçi
3389
Zekirya
Turgut Oğlu
Bekir
1880
Çiftçi
3390
İlias
Kirc Oğlu
Recep
1877
Çiftçi
3391
İsmail
Serhez Oğlu
Latif
1882
Çiftçi
3392
İsmail
Turgut Oğlu
Arif
1874
Çiftçi
3393
İsmail
Kirc Oğlu
Nasif
1876
Çiftçi
3394
İsmail
Turgut Oğlu
Abdurahman
1890
Çiftçi
3395
Kerim
Turgut Oğlu
Feta
1890
Çiftçi
3396
Latif
Serheci Oğlu
Mehmet
1837
Çiftçi
3397
Mamut
Serheci Oğlu
Sait
1882
Çiftçi
3398
Mehmet
Serheci Oğlu
Husein
1890
Çiftçi
3399
Mumin
Serheci Oğlu
Kamper
1872
Çiftçi
3400
Mumin
Turgut Oğlu
İsmail
1874
Çiftçi
3401
Ömer
Turgut Oğlu
Memetali
1892
Çoban
3402
Mumin
Serheci Oğlu
Emin
1893
Çiftçi
3403
Uzeir
Kirc Oğlu
Adim
1892
Çiftçi
3404
Ramadan
Kirc Oğlu
Recep
1872
Çiftçi
3405
Ramadan
Serheci Oğlu
Mehmet
1887
Çoban
3406
Sali
Serheci Oğlu
Mehmet
1833
Çiftçi
3407
Sali
Turgut Oğlu
Kerim
1864
Çiftçi
3408
Sadet
Turgut Oğlu
Ahmet
1884
Çiftçi
3409
Sulüman
İsa Oğlu
Sali
1886
Çiftçi
3410
Sulüman
Kirc Oğlu
Yakup
1889
Çiftçi
3411
Celal
Turgut Oğlu
Fezula
1874
Çiftçi
3412
Celaledin
Serheci Oğlu
Sari
1867
Çiftçi
3413
Turgut
Turgut Oğlu
Fezula
1887
Çiftçi
3414
Fezula
Kirc Oğlu
Yakup
1893
Çiftçi
3415
Ferat
Turgut Oğlu
Omer
1858
Çiftçi
3416
Halil
Kirc Oğlu
Nasif
1862
Çiftçi
3417
Halil
Serheci Oğlu
Kamper
1866
Çiftçi
3418
Hasan
Serheci Oğlu
Sali
1864
Çiftçi